1 Ağustos 2013 Perşembe

tatil notlarım: 90'lık dededen unutulmaz öğütler

yine bozmadık geleneği
uzun bir aradan sonra bir haftalık bir tatile çıkmanın verdiği sonsuz mutlulukla
+1 minnoşumuzla çıktık yola.
yine canım arkadaşlarımla.

adalardan başladık dolaşmaya.
gelibolu'nun yaman ayazını her gece serinliğiyle birlikte hissettik.
rumlarla türkler arasındaki o incecik çizgiyi birbirinden lezzetli reçellerle keşfettik.
peki ya sakızlı kahve.

2 günün sonunda rotamız asos oldu.
çocukluğumda annemlerle gittiğim asos'u rengarenk taşlar topladığımızdan mı, bol sütlü dondurmalarından mı, yoksa gün batımının yerini dolunay'a bırakmasından mı bilinmez çok sevdim.




bir akşam sibelim sağolsun, soluğu antik kentte aldık..
hepimizde plazalara hapsolmanın verdiği bunalım, 5 gün sonra yeniden işe dönecek olmanın verdiği giderek yükselen endişe, vurduk kendimizi arnavut kaldırımlara.
tırmanışın sonunda antik kente girmek isterken güvenlik gerildi önümüze.
tamam dedim, buradan anla ki hayal dünyasında değiliz, unutma ki türkiye'deyiz.
güvenlik 2-3 abicim ablacım lafının ardından gizli patika yolu önerdi, sizi görmemiş olayım tehdidiyle beraber..
patika yolu aşmaya başladığımızda hepimizde çocuksu bir heyecan vardı.
hasret kaldığımız maviyle yeşili gün batımında antik kentte seyretmenin heyecanı bu.
- ne ediyonuz oğlum, gayıp mı olvediniz?
- amcacığım dedik.. ve gözlemlemeye başladık bize doğru gelişini.
- gaybolduysaniz yardim edem dedi..
90 yaşında sandığımız amca, aslında 78 yaşındaymış.
gizli patikayı bize anlatan görevliyi mi ele versek, yoksa pat diye amca biz nereden çıkarız bu tepeye mi desek, birbirimize bakarak bekledik bir kaç dakika.
zaten biz bir şeyler diyene kadar o başladı konuşmaya..
- bu tepelen (tepelerin) dili olsa da gonuşsa... hanimi gaybettim bundan 3 sene once. o zamandan bu yana oyle bi yaşlandım ki gahrimdan ölcem dedi..

kim bilir ne kadar çok seviyordu ayşe nineyi..
- pek güzeldi gızım pek... saçlanı mı anlaten, gözleni (gözlerini) mi.. benden size dede nasihatı dedi oldukça ciddi bir tonda: bu hayatta bir ananızı, bir babanızı bir de hanımınızlan gocanızı uzmeyin dedi.
Hoş tutun onu.. Rahmetli dedem derdi, birbirinizi kardeşinle hoş tutun diye. Hatta bana haftada bir yoklama yapardı; sinanı ne kadar hoş tuttun bu hafta diye... o da aklıma gelince dedeye hissettirmeden başladım ağlamaya.

o grubumuzun geri kalanına bakarak devam etti..
- bu hayatta hiç paraylan işim olmadı. hiç sevmam (sevmem) parayı. pek çok param var su an ama yalnızlıkta ne ise yarıyo sanıyon?

ne denir ki şimdi.. koyunları kuzuları satmış, horozları varmış sadece.
bir de birbirinden güzel manzaraya bakan sırtını yeşile, önünü denize vermiş üç ev..
kiminle dolacak?
bize sordu, bu gece misafiri olmak ister miyiz diye.
yanlış anlaşılmaktan korktuğu için derdim para değil, sohbet dedi.
sonra hadi hepiniz birbirinize mukayyet olun, allah'a emanet olun deyip, tahta bastonuyla, yerleri süpüren şalvarıyla dimdik yokuşu kaya kaya ustalıkla indi..

arkasından sadece sözleri kaldı aklımızda
söz verdik onu bir daha gidip mutlaka bulmaya.
öğütlerini kulağımıza küpe ettik, yola devam ettik.