Artık gururla söyleyebilirim : yaz gelmek üzere...
Hafta sonları sinemaya gitmelerin yerini açık hava kahvaltıları almaya başladı.
Bu güneşli bahar sabahı uyandım ve aklıma gelenleri yazmaya başladım.
-Uzaklara kaçmak: Pek sevmem sadece 2 günlük ve maalesef tek gecelik tatilleri. Ama geçtiğimiz hafta sonu Bozcaada'daydım. İtiraf etmeliyim 2 senedir Bozcaada'ya gidemedim ve nedendir bilinmez sanki doydum gibi geliyordu. Halbuki gidince anladım Bozcaada her daim çok farklı.
Sabah kuş sesleriyle uyanmak nasıl bir mutluluk biliyor musunuz?
Ben maraton için iş arkadaşlarımdan oluşan 70 kişilik bir grupla oradaydım.
Balcı dayıdan reçellerimi aldım, damla sakızlı kurabiyelerimin arasına aldığım minik hediyelikleri sakladım.
Koruk suyumu, gelincik şerbetimi içtim Eski Kahve'de...
Bol bol yürüdüm herkes koşarken. 7 saat git- 7 saat dön'e değdi. Size de öneririm.
-Bahar sporum: Paten yapmaya başladık yine yeniden. Caddebostan sahilinde sabah erkenden takıyoruz tekerleklı pabuçlarımızı, ver elini Bostancı. Sonrasında da mis gibi kahvaltı, veya buz gibi bir limonata.
Nasıl geliyor kulağa?
-Yeni mekanlar, yeni lezzetler: Gayrettepe Gayrettepe olalı böyle mekan görmedi. Bosphorus Brewing Compagny evimin on adım ötesine açılan nefis bir mekan. Tam bir İngiliz Pub'ı.
Yemekler biraz pahalı, lezzetleri yerinde. Biralar ALE birası olduğu için biraz sulu, ama keyifli. Bence denemekte fayda var.
Changri-la açıldı: Sonunda açıldı. Yolunuz Beşiktaş'a düşerse keşfetmekte fayda var. Restoranlarında ne lezzetler hazırlanıyor merak ediyorum.
Flamingo: Ceylan Otelin altında yepyeni bir mekan... Flamingo! Bird tutkunları buraya bayılacakmış, bu akşam gitmeye ne dersiniz?
Yarın Fener alayında buluşalım.
Hepinize mutlu ve bol güneşli bir hafta sonu diliyorum.
18 Mayıs 2013 Cumartesi
5 Mayıs 2013 Pazar
Dileğimiz gerçek olsun
Kimi diyor asıl bahar bayramıdır bugün, gelin var gücümüzle eğlenelim..
Kimiyse Hızır İlyas oldu sana Hıdrellez deyip kendini ibadete veriyor.
Bugün artık bizde, neyin nereden geldiği ve hangi kültüre ait olduğu konusunda büyük boşluklar oluşmaya başladı. Araştırayım derken çok yanlış kaynaklarda boğulabiliyorsun.
Nereden ve neden geldiği önemli değil aslında.
Önemli olan "niyetin"
İşte bu yüzden de baharın uyanışını simgeleyen bu gece bir umut kapısı olmuş.
Kısmeti açılsın isteyen gül ağacının altına yıllar yılı yüzük koymuş.
Parası olsun isteyen bohçaya para koyup toparağa gömmüş.
Bereket gelsin diyen çeşit çeşit otları serpmiş sofrasına
Nar kırmış kimileri kapının eşiğinde, gelin adayının başında
Ağzının tadı bozulmasın diye sabaha karşı sütlü şekerli kahva içmiş bazıları..
Adet aynı yoldan geçse de metod çok...
Yaratıcılıkta sınır yok.
Mutlu olmasın ve huzurlu olmanın ne denli önemli olduğunu bildiğim için; ben de yıllar yılı inandım ve farklı metodlar uyguladım.
Bir sene legodan ev yapıp balkona bıraktığım bile oldu.
Minik notlar mı sıkıştırmadık Sinanla toprağa.
Harçlıklarımızı zarfa koyup katlanarak artsın diye bekledik sabaha kadar.
Nazlıyla Bodrum'dan bu sene ege denizine bıraktık diye sevindik dilekleri, tutarsa buradan tutar! umuduyla..
Neler tuttu?
Hangi dilekler gerçek oldu?
Etrafımızdaki hangi güzellik bu umudun sonucu?
Biliyor muyuz?
Bilsek ne fark eder, Noel Baba, Küçük Prens, Doğum günleri gibi pek çok bahanemizden birisi Hıdrellez.
Umutlarımızın tükenmemesi gerektiğini bile bile umutsuzluktan kurtulmaz istediğimiz her an bir çıkış kapısı değil mi tüm bunlar? Huzur dolu bir nefes almamızı sağlamıyor mu?
Ne mutlu bize...
Ne mutlu ki, o çok sevdiklerimiz her hıdrellezde yanımızda.
Ağaca astığımız her dilek onlarla paylaşınca bambaşka oluyor çünkü.
Ben yine annemle, sinanın bize bıraktığı dilekleri asıyorum ağaca.
Dileklerim benzer, dileğimiz hep mutluluk, hep huzur. Her daim sağlık.
Bak en parlak yıldıza...
Her şey gönlümüzce olsun!
Kimiyse Hızır İlyas oldu sana Hıdrellez deyip kendini ibadete veriyor.
Bugün artık bizde, neyin nereden geldiği ve hangi kültüre ait olduğu konusunda büyük boşluklar oluşmaya başladı. Araştırayım derken çok yanlış kaynaklarda boğulabiliyorsun.
Nereden ve neden geldiği önemli değil aslında.
Önemli olan "niyetin"
İşte bu yüzden de baharın uyanışını simgeleyen bu gece bir umut kapısı olmuş.
Kısmeti açılsın isteyen gül ağacının altına yıllar yılı yüzük koymuş.
Parası olsun isteyen bohçaya para koyup toparağa gömmüş.
Bereket gelsin diyen çeşit çeşit otları serpmiş sofrasına
Nar kırmış kimileri kapının eşiğinde, gelin adayının başında
Ağzının tadı bozulmasın diye sabaha karşı sütlü şekerli kahva içmiş bazıları..
Adet aynı yoldan geçse de metod çok...
Yaratıcılıkta sınır yok.
Mutlu olmasın ve huzurlu olmanın ne denli önemli olduğunu bildiğim için; ben de yıllar yılı inandım ve farklı metodlar uyguladım.
Bir sene legodan ev yapıp balkona bıraktığım bile oldu.
Minik notlar mı sıkıştırmadık Sinanla toprağa.
Harçlıklarımızı zarfa koyup katlanarak artsın diye bekledik sabaha kadar.
Nazlıyla Bodrum'dan bu sene ege denizine bıraktık diye sevindik dilekleri, tutarsa buradan tutar! umuduyla..
Neler tuttu?
Hangi dilekler gerçek oldu?
Etrafımızdaki hangi güzellik bu umudun sonucu?
Biliyor muyuz?
Bilsek ne fark eder, Noel Baba, Küçük Prens, Doğum günleri gibi pek çok bahanemizden birisi Hıdrellez.
Umutlarımızın tükenmemesi gerektiğini bile bile umutsuzluktan kurtulmaz istediğimiz her an bir çıkış kapısı değil mi tüm bunlar? Huzur dolu bir nefes almamızı sağlamıyor mu?
Ne mutlu bize...
Ne mutlu ki, o çok sevdiklerimiz her hıdrellezde yanımızda.
Ağaca astığımız her dilek onlarla paylaşınca bambaşka oluyor çünkü.
Ben yine annemle, sinanın bize bıraktığı dilekleri asıyorum ağaca.
Dileklerim benzer, dileğimiz hep mutluluk, hep huzur. Her daim sağlık.
Bak en parlak yıldıza...
Her şey gönlümüzce olsun!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)