16 Haziran 2013 Pazar

30'a 1 kala benim marjinal grup

Bu yazıyı okuyacaklar eğer benden büyükse, benim yaşımdaki hallerini düşünerek, benden küçüklerse de hayallerini unutmadan okumalarını rica ediyorum.
Dün 29 yaşıma girdim.
Sevdiklerimle bir kaç saatliğine bir araya gelelim istedim.
Ben istemeden onlar kendi aralarında marjinal grup misali organize olmuşlar zaten.

Beni mutlu edecek her şeyi düşünmüşler. Organizeler anlayacağın. İç dış her kuvvet kullanılmış.
Aralarında mesajlar gitmiş gelmiş, alt yapı da sağlam. Mekan ayarlanmış. Sloganlar hazırlanmış.
Gelmiş olay anı, müdahale... Başlamışız koyu bir sohbete.
Bende mutluluk tavan.

Bir yanımda son bir senedir her mucizeye tanık olan o çocuk, diğer yanda son 10 senemi renklendiren diğer çocuk. Öte tarafta canımın taa içi bir kız, diğer yanda her şeyi tüm içtenliğimle paylaşabildiğim anne adayı canım arkadaşım..
Geldi mi bize haber...

Ne hissediyoruz o an biliyor musun?
Bir araya gelmemize mi yanalım, orada olamadığımıza mı yanalım, yolları kestiğin için saatlerce bir kampa sığınmışçasına arkadaşımın evinde beklediğimize mi yanalım.
Ortalık sus pus.
Neymiş ben 29 olmuşum.

29 yılda ne öğrendim biliyor musun?
Fransız okulunda okuduğum için kurallara uymayı öğrendim. Benim organize ekip de öyle.
Bugün bakıyoruz aramızdaki fark bu, sen konuşurken biz dinliyoruz hem de pür dikkat.
Canım annem sayesinde saygılı olmayı öğrendim.
Terbiyeli olmayı.
Sana küfretmedim. Olanı biteni bir kişiye bağlamadım. Bakıyorum da benim organize ekip de öyle.
Peki kabus bir geceden sonra, sevdiklerimle huzurumu kaçırdıktan sonra... bugün ne hissediyorum biliyor musun?

İyi ki doğmuşum diyorum.
İyi ki kimsenin ayağına basmadan gelmişim bugünlere
İyi ki beni anlayan canımdan öte arkadaşlarım var etrafımda.
İyi ki hiç bencil değilim. Özür dilemeyi bilirim, çünkü 2 yaşında öğrendim.
İyi ki edepli olmayı öğreten bir annem, her şeyin farkında olmamı sağlayan duyarlı bir babam var.
İyi ki biz ekipçe her şeyi tartışıp ortak nokta bulabilecek kadar mantıklıyız.
Bugün teyzemde doğum günümü kutlayacaktık. 10 yaşındaki kuzenim, 90 yaşındaki anneannemle birlikte.
Ben gidemedim. Bil bakalım neden?
Yollar çok müsaitti. Ortam müsaade etmedi.

Peki ya bundan böyle...
Bundan böyle ne saygımdan, ne insan sevgimden, ne de doğrulardan ödün vermeden devam edeceğim yola. dün gece her şeye rağmen beni dünyalar kadar mutlu eden: Nazlı- Saygın- Sibel- Özgür- Kerem- Canbert- Melis- Hamdi- İsmet- Behnan- Bilal ve Zeki'ye ne kadar teşekkür etsem az...

Bu seneki dileğim mi?
Son 1 senedir hep aynı. "Gökyüzüne baktın mı?"
Biz hak ettiğimiz yerde olmak istiyoruz.
Marjinal grubumla bana huzur dolu, sağlıklı ve anlamlı bir sene diliyorum.

Haa bu arada...
Bizim grup kolay dağılmaz. Çarşı kadar iradeli, Y kuşağı uzaylı genlerimizden mütevellit inatçıyız vesselam!



9 Haziran 2013 Pazar

Aşık olduk

Artık eleştiriyi bırakıp gerçekten yukarıdan bakma zamanı gelmedi mi?
Her ne kadar hala "ben"cil yaklaşımlar devam etse de.. itiraf edelim mi artık?
Aşık olduk.

Bitmek bilmeyen enerjimize.
Huzur dolu tutumumuza.
Barışçıl ama iğneleyici yaklaşımıza.
El ele tutuşmamıza.
Birbirimizi kollamamıza.
Korumacılığımıza.
Sorgulamamıza.
Ve belki de biriktirip açığa çıkardığımız yaratıcılığımıza.

Biraz daha net örnekler vermek gerekirse;
Benim aklıma koskoca parkta pet şişe kapağı toplama noktaları oluşturmak gelmezdi. Evde topluyoruz, ofiste topluyoruz. Gezi'de neden olmasın demişiz ve olmuş.
Benim aklıma çöpleri ayırarak atmak gelmezdi. Evde yapmaya çalışıyoruz, biz bölüyoruz birileri topluca alıp götürüyor o ayrı..
Benim aklıma çadır sakinlerinin sigarası biterse diye dal dal sigara bırakmak hiç gelmezdi. Hem sigara içmediğim için, hem de keyfi çok zaman çok geri plana aldığım için.
Benim aklıma ezeli rakiplerimle yan yana yürümek gelmezdi. Yürümedik mi çok yürüdük ama ya formalı? O kimliğe büründüren simgelerin hepsi üstümüzdeyken?

Bir de tabii yansımaları...
Aklıma gelmezdi tabii son 10 senedir can arkadaşım dediğim Belçikalı Elena'mın beni gecenin köründe arayıp iyi misin diye soracağı, heyecan içinde.
Sophie'nin Guatemala'dan mail atıp, endişelenelim mi sevinelim mi demesi...
Frederic Belçika gazetesinde yer vermek isterim, adını kullanmam bana anlatsana biraz deyip skype'tan mesaj atması...

Neden aşık oldum ve neden aklımdan geçmeyecek kadar huzur dolu karamsarlığı bir kenara bıraktığım bir hafta geçirdim?
İşten eve evden işe derken körleştik zannetmeye başlamıştım.
Hiç uyanmadan böyle gelip geçecek sanmıştım.
Kabalıklardan, bencilliklerden (o hep devam edecek hele ki iş yerlerinde hiç bitmez), çıkar çatışmalarından usanmıştım.
Üzülüyordum da çok, öyle ki adım mutsuz'dan karamsar'a terfi etmişti.
Ama aşık oldum.
Taksim'e, Gezi'ye
El ele kol kola zıplayanlara
Saygı duyanlara
Ben daha duyarlılara
Liselilere
Çarşı'ya
Yanan meşalelere
Atılan sloganlara
Bugün daha huzurla uyanmamı sağlayan hepimize
Sonsuz Teşekkürler 

2 Haziran 2013 Pazar

Artık karamsar olamam.

Küçük bir dünyada hepimizin birbirini tanıdığını konuşuyoruz yıllardır.
Özge var ya benim liseden arkadaşım, meğerse ofisteki Ozan'ın üniversite arkadaşıymış diyoruz.
Ama hep içimizde bir kuşku. Tanıyoruz, tanışıyoruz da aynı fikirdemiyiz bilmiyoruz...
Ben Özge'nin benim gibi düşündüğüne eminim, ama Ozan'ın fikirlerini bilmiyorum.
Sadece Ozan'ın değil ki ailemde bile pek çok kişinin ne düşündüğünü, eğilimlerini bilmiyorum.
Sorgulamıyorum da...

Karamsarlıkla tanışmam tam da böyle başladı aslında.
Kendimi hep yalnız hissettim.
Farklı sıfatlarla tanımlandığım da oldu.
Garip, enteresan, değişik, inatçı.
Hiç Polyanna olmadım.
Hep neler olduğunu merak ettim, elimden geldiğince araştırdım.
Tam noktayı koyacaktım ki bu hafta sonu en az benim kadar karamsar, en az benim kadar enteresan en az benim kadar inatçı arkadaşlarla tanıştım.

Benden daha çok sorguladıklarını gördüm.
Benden daha cesurlardı, o kesin.
Ben eskiden kalma tüplü maskemi çantama saklarken, onlar tıbbi maskeyle yetindi mesela.
Ben onlar kadar her gün Harbiye'den Beşiktaş'a yürümedim. Cuma akşamı sabahladım doğru. Dün Akaretler'e gitmeye yetti gücüm. Bugün ancak sonucu görmek için çıkabildim Gezi'ye, sonra yine Akaretler'e..
Hep bir yerine kadar gözlemeyebildim yaşananları.
Baktım ki: Ozan da Özge de onların yanında bugüne kadar gördüğüm kızlar da erkekler de oradaydı.
Mesela Gökçe yaralandı, gerçekten canım çok acıdı. Çünkü Gökçe'nin neden orada olduğunu biliyordum. Gökçe gururlu kızdır, hiç ezdirmedi kendini.
Tweetlere baktım, haberci abilerim ablalarım zaten hiç eve dönmedi.
Bizim lisenin despot dediğim yönetimi kapılarını açtı.
O havalı oteller paçoz kıyafetimizle bizi içeri aldı.
Doğa bir afet değildi yaşanan, ama bir silkinmeydi bence. Bizler için de bir farkındalıktı bu.

Yarın bir gün ne mi olacak?
AKM için de aynı şeyi yapacağız. Çünkü kiminle aynı fikirde olduğumuzu öğrendik bu hafta sonu.
Yarın can arakadaşlarımızdan birisine bir şey olduğunda da aynı duyarlılığı göstereceğiz.
Konumuz ağaç değildi ama yine her ziyanda, her yıkımda her haksızlıkta bir araya gelebileceğiz.
birbirimizi Hiç kırmamışız çünkü bu hafta sonu.
Hiç acıtmamışız canımızı. Canımızı acıtanlara karşılık daha da kalabalıklaşmışız.
Ayağıma basan kızı hiç unutmayacağım mesela.
Çoğalarak artmışız işte, daha ne olsun!

Bundan böyle birbirimize korna çalıp öküz diye bağırmayacağız mesela yolda.
Metrobüs kapısında ittirmeyeceğiz birbirimizi.Onun ezilmesi demek, bizim de canımızın acıması demek olmalı. Bileceğiz ki biz bizden'iz.

Çapulcu olabilirim, ruh hastası olabilirim, densiz, dengesiz ve bundan böyle uzayıp gidecek tüm sıfatlarıma rağmen bilirim ki artık karamsar olmam.
Çünkü bu hafta sonu onurlu olmak ne demek onu anladım.

#31 Mayıs - 2 Haziran Gezi Parkı Uğruna Canımızı Verdik bu böyle devam edecek...