24 Aralık 2011 Cumartesi

Yeni yılda....

Ve yine yeni yıl telaşı...
Yeni planlar, yeni projeler, hazırlıklar başladı.
Ömrümüzden koca bir yılın gittiğini hesaba katmadan yine her zamanki umutlarla, benzer duygularla, bitmek bilmeyen hayallerle bir adım daha atmak üzereyiz.
Beni en çok şaşırtan şey; hiç ama hiç pes etmeyişimiz.
Umutsuz değiliz hiç! Planlarımızı yapmışız çoktan..
Saatler gece 12'yi gösterdiğinde zihinleri meşgul edecek olan dilekler hazırlanmış bile. Değil sadece dilekler o anda kime sarılmak, kimi öpmek istediğimizi bile biliyoruz.
Çünkü kadercilikten sıkıldık.
Yazın olsun bakarız, paramız olsun alırız'lar yordu bizi.
Hele bir de geride bıraktığımız seneler? Geçmiş yılın muhasebesini de çoktan yapmışsınız değil mi bir düşünün?

Kimin kalbini kırmışsınız en çok? Yine kime haksızlık etmişsiniz?
Kimin yüzündeki tebessüme katkınız olmuş? Kimlere ağlamış, kimleri hayattan uğurlamışsınız? Unutamadıklarınız, unutulmayan anlar,eşiniz, işiniz, hiç bir şeye değişmediğimiz annemiz, babamız, burada değillerse hayalleri ile yaşadıklarımız.. Yaşamaya alışamadıklarımız...

Ve yine kimse bize sormadan bitiyor bir sene.
Kaç yaprağı olduğunu bilmediğiniz hayatın bir sayfasını daha çevirmeye geldi sıra..
Ve muhasebe.. benim dilimde sıra çetelede...
Kimler geliyor sizinle birlikte bu yeni sayfaya? Kimler kaldı geride?
Kalanlar dert yaratmıyorsa eğer; gelenlere sıkıca sarılın..
Geçene vahlanmak yerine, geleni umutla bekleyin..

Şu umut, şu dilekler, gerçekleşmeyeceğinden emin olduğunuz hayaller olmasa neler olurdu bir yoklayın kendinizi.. Sevin, sevilin, mutlu edin..sakın üzmeyin, üzülmeyin.
Unutmayın kimseyi.
Hak edenleri alın, yanınızdan ayırmayın. Mutluluk yaşadıkça tatlanıyor çünkü..

Mutlu olun bu sene..Sevdiklerinizle bir adım daha atın *GELECEĞE*

Hatalarınızı tekrarlamayın. Örneğin ben bu sene sevdiklerimi ihmal ettim çok. 2012'de kendime ilk öğreteceğim de bu olacak.
"Sen gençsin en önemli şey işin." "Sen gençsin, hırsını hiç kesme, durmak yok yola devam"'lar sevdiklerimle geçen hoş vakitlerin önüne geçemeyecek.
İşte siz de bence bu muhasebeyi yapıp, sayfayı çevirin..
Sayfayı çevirin ki, ilerleyelim, gelişelim, büyüyelim.
Hayatın her sayfasının dilediğimiz kadar anlamlı olması için yaşayalım.

mutlu yıllar...

15 Aralık 2011 Perşembe

Büyük babamın daktilosu...

Mutlu olmak ve belki de mutluluğun ötesinde huzurlu olmak için benimsemek gereken ilkelerden birisidir: yazı.

"Çünkü söz uçar, yazı hep kalır.
Dosyalanır hatta hep.
Yazdığınız her şey adınıza sayılacak bir belgedir. Boş kağıda imza atılmaz..."

Böyle derdi hep benim Türkiye'nin en uzun süre bankacılık mesleğine gönül veren büyük babam.
Her zaman gülerdik, "nedenmiş? ne var sanki imza çalışıyoruz" der karalamaya devam ederdik.

Bu aralar 4 sene oluveriyor O'nu kaybedeli.
Biz gitmeye başlamadan dönüverdiğinin simgesi, bize bıraktıkları.
Hayatını dişine takıp Trabzon'dan kamyon arkasında meslek sahibi olmak adına İstanbul'a gelen bir öğrenci.
İş Bankası'nın tozunu yutmuş, başarı basamaklarını çıktıkça nereden geldiğini unutmamış, her şeyi sindirmiş de unutuvermiş bir baba.
Saygılı, yeri gelince hırslı, belki bazen acımasız ama yufka yürekli.
Her şeyden öteye aşkını, sevgisini, çocuklarını, torunlarını koymuş bir lider bizim gözümüzde O şimdi.

Nereden geliverdik buralara derseniz, yazıların en başında söylediğim o minik not defterinize gözünüz gibi bakın, onu sakın boş laflarla doldurmayın.
Sevdiklerinize harcayın sayfaları, değer verdiğiniz anları kaleme alın ama alın işte!
Yazdığınız her kelime size ait oluveriyor,hayatın böyle anlamı çıkıyor.
Çıt,çıt çıt...Tık, tık tık...

4 sene sonra elimde ondan kalan onca hatıra ama en değerlisi sözü uçurmayan o muhteşem daktilo.
İşte bu hafta sonu yolum muhteşem daktilo tamircisi Salim Yavuz Bey’in atölyesi olacak.

1960'larda seyyar tamircilik yapan Yavuz Bey, baba mesleğini sürdürmeyi başaranlardan. Meraklıları için eski bir röportajını paylaşmak isterim: http://www.istanbullife.com.tr/IstanbulGunlukleri.aspx?ID=26

Yolunuz düşerse bir gün geçmişin izlerini değerlendirmeye...
Soluğu antikacılarda alın derim,çünkü size katacakları bilgiler bitmek bilmez.
Kim bilir belki not defterinden benim gibi daktiloya terfi edersiniz?
Unutmadan büyük babamın bir lafı daha: "Ancak cesurlar kendini yazıyla ifade etmekten korkmaz."

Hepimize mutlu haftasonları...
Minik notlarınızı bekliyorum

11 Aralık 2011 Pazar

Tam bize göre!

Köşemde manen çürümek yerine mutluluğu bulaştırmak isterken, çok özel bir hediye sitesi keşfettim.
Caramelistanbul.com!

Yine bana mail atıp, çok önceden beri biliyoruz bu siteyi diyenler çıkacaktır, bilmeyenler utansın, öğrenmemek ayıp diyerek esas konumuza geri dönelim.

Caramel İstanbul sahipleri de benim gibi kendilerine "mutluluk elçisi" demişler. Ve bakın nasıl söz etmişler kendilerinden?

"İşte bu yüzden, ister doğum günü, ister baby shower, isterseniz düğününüz olsun, küçük ya da büyük tüm özel kutlamalarda mutluluğu kalıcı ve özgün hediyelerle ölümsüz kılmak üzerine yol çıktı CARAMELİSTANBUL; mutluluğu bulaşıcı yapmak, sevgiyle ve özenle hazırlanmış farklı ve yaratıcı fikirlerle tek düzelikten kurtulmayı, özel günleri “yapılması gereken sıkıcı işler” gibi görmemeyi, her güne biraz neşe, biraz eğlence ve paylaşım katmamızı kulağımıza fısıldıyor. Bize tüm bunları oturduğumuz yerden yapabilelim diye bilgisayarımızdan kolaylıkla hazırlayabileceğimiz etiketler, kartlar sunuyor, dilediğiniz hediyeleri sizin için hazırlayıp kapınıza kadar gönderiyor. Sürekli olarak yepyeni ve birbirinden eğlenceli ürünler tasarlıyor ve bunları sürekli yeniliyor."

İşte bu yüzden çok özel ev hediyelik eşyalarından, kişiye özel baby showe malzemelerine, yıl başı geliyor diye tombala çeşitlerine kadar gerekli gereksiz ama mutluluk kaynağı olacak şeyler burada!

Bence yılbaşı arifesinde sizi ayrıcalıklı kılacak şeyler bulunacak.
Benden söylemesi, takvimler çok cici!

9 Aralık 2011 Cuma

Niyet- kısmet...

En önemlisi de bu belki.
Niyet. Başlangıç noktası anlamına geliyor bir nevi. Her işe başlamadan her adımı atmadan önce niyetimizi belirlemek gerekli. Bu da yanar döner tip değilseniz her zaman sabit kalacak, bizi hayata atıveren en önemli unsur.
Bir de siyah beyaz durumu var kendisinin: yani ya iyi niyetlisin ya da kötü. Ortası yok besbelli!

İyi niyet; hele ki bu devirde çok zararlı oluverdi. Karamsarlığımıza yol açan en önemli etken belki de. İyi niyetli isen; unutuveriyorsun kendini.
Bazen kendimi yeterince ifade edememenin sıkıntısını yaşıyorum bu iyi niyet yüzünden. Hem çok hem de nitelikli konuşmaya dilim yettikçe çabalarken bazılarına bakıp; "keşke odamdaki duvara konuşsaydım" deyiveriyorum.

İyi niyet gerçekten en kötü özelliğim oldu çıktı.Bu yazıyı yazmamdaki en önemli sebep en yakın arkadaşlarımın bırak bu herkesi düşünmeyi, bu iyi niyeti.. demesi oldu.

Uzun uzun düşündüm üstünde ne yapıyor bize bu kahrolası iyi niyet diye...
İşte sonuçları;

1. Hiç kimsenin kalbini kırmayalım derken, ortada kalıyoruz.
2.Herkesi kendimizden çook daha fazla önemsiyoruz.
3.Bazen kendi keyfimize yapacağımıza söz verdiğimiz o not defterimizde bekleyen "ölmeden önceleri" bilmem kaç yıldır yapmadığımızı fark ediyoruz.
4. "Ben" diye başlayan cümleler hiç ama hiç kuramıyor bunu,neredeyse ayıp sayıveriyoruz.
5. Herkesten çok daha karamsar oluyoruz: çünkü bir anda "Ne olacak benim bu halim?" sorusunu kendimize soruyoruz.
6. Dert ortağı olmayı sevip, o dertleri dinledikçe şişiyoruz.
7. Keyfe keder hiç bir adım atmıyoruz.
8. Arada kalıp üstüne üstlük yanlış anlaşılıyoruz.

İşte ondan sonra da; vay halimize deyip yine başa dönüyoruz.

Sanmayın ki tüm bunları bilerek yapıyoruz...Her kim "iyi niyetli insan" diye söz ediyorsa sizden, selamımı söyleyin ona.
Kötü alışkanlığımızı hele ki bu devirde azıcık uzak tutmanın zamanı geldi.
İyi niyeti kendimize saklarsak daha çok mutlu olacağız.
Hayatı dolu dolu yaşamak için daha fazla beklemeye gerek kalmadığını anlayacağız.
İyi niyet... kime kısmet!

4 Aralık 2011 Pazar

Pahalı ama değer!


Hediye vermek oldum olası önemsediğim bir konudur.
Sorduğumda çevremdekilerden de aynı yorumu alıyorum. Hediye karşınızdakine onu ne kadar sevdiğinizi ve önemsediğinizi gösteriyor çünkü.

İşte bu nedenle de uyduruk şeyler almak sinirimi bozuyor. Parası değil önemli olan. Öyle çok pahalı hediyelerden oldum olası da hoşlanmam.

Geçtiğimiz hafta bir site keşfettim. Bobblehead!

Kişiye özel 3D Karikatür yapabiliyorsunuz veya alacağınız kişinin yaşına, mesleğine uygun bir şeyi ekip sizin için önceden hazırlamış...size sadece seçmesi kalıyor!

Bence herkese değil ama hayatımızın özellerine bu hediye çok yakışır.
Hem sonsuza kadar kalacak bir hatıra, hem de çok eğlenceli!

2 Aralık 2011 Cuma

Hafta sonunu keyfe dönüştürmek...

Hepimiz yakınıp duruyoruz hafta sonu ne yapsam diye..
Oysa ki yapacak çok şey var ama araştıracak zamanımız yok.
Bugün elime Bukla Tur'un 2012 katalogu geldi.

Gerçekten macera turlarında işlerini iyi yapıyorlar. Ben de sizlere bir kaçını iletmek ve size keyifli bir hafta sonu anahtarı sunmak istedim.

Ben yürüyüş sevmem diyenlere kolay parkur... : Yedigöller, Abant, Kerpe-Kefken, Gölcük, Kartepe, İğneada, Sünnetgöl.

Biz alışkınız haydi tabana kuvvet diyenlere orta parkur...: Pürenli Yaylası, Aytepe, Erikli Yaylası, Gemlik'ten Kurtköy, Ağva, Aydınpınar Şelalesi, Tepe Manayır

Peki ya işin ustaları? Kemaliye Elmalı Geçişi, Çal Deresi, Sansarak Kanyonu, Çamlıca Gölü.

İşte bunlardan birkaçı!
www.bukla.com ziyaret edilmesi gereken bir adres.
Bence yağmurdan önceki bu son hafta sonunuzu keyfe dönüştürmek elinizde!
Mutlu tatiller...

Not: Fotoğraf ustadı Ali İhsan Gökçen'e bu eşsiz kare için bir kez daha teşekkürler...