Şunu çok iyi biliyorum ki... Yemek yemek büyük çoğunluğumuz için mutluluk kaynağı!
Hele son dönemlerde estetik yemek, görsel yemek gibi farklı tabirler de günlük konuşma diline girivermişken kendi kendime soruverdim bizim için yemek kültürü mutluluğun adı olabilir mi?
Bal gibi de olur!
Çocukluğumdan bu yana, hiç bir dönem "zayıf, cılız" gibi sıfatları üstlenemediğim için yemek kültürü her daim sıcak baktığım ve beslendiğim bir alan olmuştur.
Amacım hiç bir zaman gurme olmak olmadı ama.. güzel yemeklerden anladığımı düşünerek kendimle gurur duymuşluğum da vardır.
Peki yemek, neden mutluluğa giden yol oluveriyor? diye düşündüğümde ise, karşıma yine hatıralar çıkıyor.
Anneannemin keşkek ve kebabı...
Babaannemin bol baharatlı köftesi... (Ki artık yemem mümkün değil)
Teyzemin krem karameli...
Annemin aşuresi....
Halamın dolması...
Onları unutabilir miyim bir gün geldiğinde?
Keşkek benim için aile buluşması demek. Esprilerin havada uçuştuğu herkes bir ağızdan konuşurken, rahmetli "Dedem'in" sessiz sessiz gözlem anları demek. Kebap kuru olduysa anneannem, bizden sonra laf yiyecek demek.
Baharatlı köfte, benim için Tarabya demek. Kapatmayı bir türlü beceremediğim bir defter demek, unutması çok güç anılar demek. Çocukluğum demek, canım "Büyükbabam" ve Seyyare'nin yeğeni asil "Babaannem" demek.
Krem karamel, mutluluk demek. Teyzemin, ona her anında benzemekle gurur duyduğum yönleri demek, tüm sevdiklerim demek. Çok eğlenmek demek.
Dolma, paylaştıkça unutamadığım anlar demek. Canım kuzenlerim demek.
Aşure ise ritüel demek. Hayatta canımı vereceğim ilk üç kişi demek. Sinan demek. Nar taneleri demek. Malzemelerin bir gece önceden ıslatılması demek.
Alt tarafı köfte, dolma ve iki çeşit tatlı, aslında benim için can demek.
Birlikte yaşanan ve tadı hiiç silinmeyeceğine emin olduğum anılar demek.
İşte zaten mutluluk da bu anıların bir araya geldiğinde verdiği haz değil mi?
Size önerim, hafta sonları için unutulmaz programlar peşinde koşarken Culinary Institute'ün sekiz can dostunuzu topladığınızda size sunduğu günlük "Sokak Yemekleri" turunu unutmayın demek olacak.
Beyoğlu ve Galata civarındaki sokak yemekleri ile meşhur, esnafla tanışmak çok keyifli. Önce midye dolma ile güne başlamak, ardından beyoğlu çikolatasından bir fındıklı kapmak veya Eminönü turşucusundan bir turşu suyu ile açlığı bastırmak... İstanbul'a tad veren köşelerinden bakmak cidden unutulmaz. İkinci bir seçenek de Kadıköy Semt Pazarı...
Gezmek bana göre değil derseniz, canım hocam Selim İleri'den Oburcuk Kitapları. Okunmadan geçilmez derim. Bayram günleri yemeğin ne anlama geldiğini, gato salamın her miniğe neden o denli tatlı gözüktüğünü benden değil Selim İleri'den dinleyin.
Bol kahkahalı, unutulmaz güzelliklerin paylaşıldığı sofralarla geçsin her öğün. Hepimize afiyet olsun!
Mutlu haftalar
İstanbul Culinary Institute
(0212) 251 22 14
Selim İleri
Evimizin Tek Istakozu- Oburcuğun Edebiyat Kitabı- Rüyamdaki Sofralar
