Herkes bu tip acı olaylarda kendine dönüverir.
Kendi anılarından söz eder, bütüncül bakış açısı maalesef yok oluyor bu tip zamanlarda.
Yangından söz ediyorum.
Ortaköy'ü dumana boğan, içimizi acıtan yangından.
Üniversitemizde çıkan yangından
Galatasaray Üniversitesi'nin fakülte binasından. Süslü Salon'dan.
Bu yazıyı, Ragıp Hocamın bir telefon bağlantısında hissetiklerini dinlerken yazmaya karar verdim.
Hayallerimiz değil, anılarımız yandı dedi.
Bireysel anılardan söz etmiyordu aslına bakılırsa, insan hayatının belli bir evresinin geçtiği mekanın yok oluşundan bahsediyordu.
Ne denli önemli isimlerin odaları var o binada...
Ne denli değerli öğrenciler- ki bazıları bugün aramızda bile değil- geldi geçti o koridorlardan.
Her sene aynı tarihlerde aynı cüppeleri giyen onca genç, nasıl oluyordu da aynı hislere kapılıyordu?
Bina değildi işte aslında yanan; heyecanlarımız yandı. Tezi verip vermediğimizin yarattığı heyecanı o cayır cayır yanan upuzuun ama incecik koridorda yaşadık.
Korkularımız yandı; ya bir gün gelir de okul bittiğinde iş bulamazsam stresi ile saatlerce danıştık durduk hocalarımıza tam da o geniş avlunun ortasında sohbet ettik.
Aşklarımız yandı; o ne tatlı çocuk, biliyor musun onun sevgilisi varmış ile başlayan bakışmaları o apaydınlık, yangında aniden çöken çatının izdüşümünde yaptık.
Kaçamaklarımız yandı; festivallerde bina kapısı kapalı iken, gerçek bir gsü öğrencisi iseniz; arkadan girişin açık olduğunu bilirdiniz ve sızardınız binaya... İşte o bina yandı.
Tabii bir de "özlem" yaktı içimizi. Çünkü biz mezun olduktan sonra 2 tane kitap karıştırmak, sahilde güneşe ve boğaza karşı bir çay yudumlamak için giremedik elimizi kolumuzu sallayarak okula. Hep bir sebebi olması gerekiyordu.
Galatasaray; bizim için fotokopi odasından ibaret değildi.
Sınava girmek için git, sınav bitiminde koşarak kaç değildi.
Biz orada "yaşadık".
Biz orada onlarca dost bulduk kendimize. Can yoldaşı olduk.
Radyo Kampüsü kurduk, yaşattık...
O binada değil dakikalarca, saatlerce bekledik.
Ya bir hocayı, ya bir notun cayır cayır yanan o kapılara asılmasını.
Yeniden yapılması hiç önemli değil binanın.
Yeniden yapılması hiç önemli değil binanın.
Yeniden yaşanmayacak o anıların kül olması bizim mahvetti.
İşte bu denli canımız yandığı içindir ki; unutmayacağız.
| 22 Ocak 2013 tarihinde Üniversitemizde çıkan yangın sonucunda tarihi binamız ağır hasar görmüştür. Meydana gelen elim olay karşısında üzüntümüz tarifsizdir. Binamızın eski haline getirilmesi için çalışmalar elbirliğiyle aralıksız sürdürülmektedir. Bu süreçte Üniversitemizden desteğini esirgemeyen Kurum ve Kuruluşlar ile öğrencilerimiz, mezunlarımız ve Galatasaray Camiasına şükranlarımızı sunarız. |
| Galatasaray Üniversitesi Rektörlüğü
Üzüntümüz tarifsiz.
Anılarımız sonsuz.
GSÜ her daim "can"ımız olacak.
Rektörlüğe veya rektöre değil de; gerçek GSÜ'lülere, gerçek hocalarımıza sonsuz teşekkürler...
Hepimizin aynı duyguları yaşaması, aynı hisleri paylaşması çok anlamlı.
|