24 Ekim 2012 Çarşamba

Açıklıyorum!

Hayatta en büyük hazinemiz ne bizim?
Kim en çok değerli?
Kimler?
Kim olmazsa olmuyor?
Ya da ne olmazsa olmaz?

Huzur, annem benzeri geleneksel cevaplar yerine nedenini düşünür oldum.
Yani, neden para olmayınca olmuyor bazıları için mesela?
Ya da neden sevgilisi yoksa yalnız hisseder insan kendini?

Açıklıyorum!
Konunun özü, sorunun temeli içimizde yatıyor.
Geçen hafta Sinanla konuştuk bu konuyu.
Dedik ki; biz bilelim vazgeçemediklerimizi. Onlara bir kişi de olabilir, bir nesne de daha fazla önem verelim.
Bencillik değil bu; mutluluğumuzu inşa ediyoruz aslında.

Hepimiz için değişmeyen isimler de var.
Arno'nun "Dans les yeux de ma mere" parçasını açın mesela bu satırları okurken.
"Ma mere": annem demek dersem size, parçayı fransızca bilmeseniz de dinlediğiniz an, anlayacaksınız kimden vazgeçilir, kimden başka yar olmaz...
Anne hisseder çünkü, bilir ne var ne yok!
Benim annem çok duyarsız diyen var mı aramızda?
Annesini kaybedip rüyamda bana nasihatte bulunmuyor diyen var mı yok?
Olamaz. Sizin acınız onun acısı çünkü. Sizin sevinciniz de onun her şeyi!
Ben de açıklıyorum: Annem'den vazgeçmem!

Babam da öyle...
Babalar hissetmez ama bilir. Öğretir.
Babam benim analitik yanım demek.
Bilgelik demek. Mantık demek.
Matematik demek, bizimki mühendis olduğu için makine demek!
Bana çok şey kattı, hep de katıyor.
Ona çok benzemek, beni gururlandırıyor.
Ben de açıklıyorum: Babam'dan vazgeçmem!

Kardeşini hazinesi olarak görmeyen var mı?
Kardeş,candır!
Bugün pek çok kararımı verirken en büyük yoldaşımdır.
Ben de açıklıyorum: Sinan'dan vazgeçmem!

Leyla'M.
O benim için her şeyden önemlidir.
Benim aynamdır, benim kız kardeş özlemimi dindiren dünya tatlısıdır.
Ondan hayatta vazgeçmem!
Onun doğduğum günden beri kopmadığım abilerinden de.. Onlar benim için eskimeyen yıllar demek çünkü.

Üniversite arkadaşlarım: Nazlı- Sibel-İpek-Canbert-Kerem. Onları bu denli yakından tanımamış olmayı düşünmek bile istemiyorum.

Lise tayfası: Deli kızlar, Melisim, Leyla... Paylaştıklarımız o denli çok ki..
Sadece servisteki maceralarımız bile Hazal ile roman olur.

İlkokul curcunası. Beni ağlamalarımla hatırlayan canım Raife'm. Sena- Necdet-Mehmet-Tolga- Kaan-Emir ve niceleri.

Yazlık arkadaşları; geçici ama unutulmayan anılar bıraktı. Anılarımdan asla vazgeçmem.

İşe başladıkça kazandığım abilerim, ablalarım. Apo abim mesela. Benim için çok önemlidir.

Son 3 senedir bankada kazandığım keyifli dostluklar da oldu. En başta Sandy, Orkun, Zeynep.

Bana her iyide kötüde o güzel sesini duyuran Buse Hanım.

Adını tek tek yazmak istemediklerim de var. Çok var hem de.

Canım Elena'm var mesela. LLN tayfası var, birtanecik Catherine var, Sophie var!

Hepsi ile ayrı bir keyif var aslında. Kocaman bir dünya var paylaştığımız.

Tesadüf değil hiç birisi.

Hayatımda büyük tesadüfler olmadı da zaten hiç bir zaman.

Ufak mucizeler oldu sadece.
İnanmam dediğim, olmaz dediğim de oldu.
O ufak mucize, bugün yüzümün gülmesinin en büyük sebebi.
Ortak gezegene ait olmak ve büyüklerle dalga geçebilmek de en güzeli.
Çünkü "biz" hiç büyümeyeceğiz. söz verdik.

İsmim neden burada yok diyenler olacak mı bilmiyorum.
Olsa da ne fark eder?
Sizin listenizde de ben yok oluveririm, olur biter!

Aile mutluluğun kaynağı.
Arkadaş, dost rengarenk bir dünya.
Mucize ise gerçekten yaşamak demekmiş!

Bu bayram; yine canım dedelerimi, bir tanem babaannemi çok özlüyorum.
Onlar kadar olmasa da özleyeceğim çok vazgeçilmezim var.
İstedim ki bu bayram dolu dolu onlarla geçsin.
Mutlu geçsin.
Renkli geçsin.
Harçlık yerine şeker alalım bu bayram.
Tadımız yerine gelsin.

Sizin de minik not defterinizde yer alan en büyük hazinenizle dolu çok güzel bir bayram dilerim.

Minik not: 29 Ekim'de havai fişek gösterisini eğlenmek için değil, özgür olmak için, gurur duymak için izleyelim.