Henüz tanıştığın kamerayı al, çık sokağa. Belgesel niteliği de taşıyan ama haber değeri de olan bir konu bul.
Enine boyuna işle.
Kısa film mi dersin, kısa belgesel mi.. Derinlere gömülmüş bir hikaye mi, bilinmez.
Narmanlı Han satılıyor haberi çarptı gözümüze.
Dördümüz de severiz İstiklal'i, Beyoğlu'nu. Yitirilmeye yüz tutmuş gizemi olduğu kadar hikayesi olan yerleri...
Neresi mi? Hani şu Rus konsolosluğunun karşısı, yoktu o zaman ama şimdiki Şişhane metrosu. Metrodan çık, varsa yüreğin kaldır kafanı, al sana Narmanlı. Veya şöyle anlatayım, girişinde loto totocu olan "köhne" bina.
Aliye Berger...
Ahmet Hamdi Tanpınar
Bedri Rahmi Eyüboğlu İstanbul'a gelir gelmez Narmanlı yurdunu kalmak için belirleyenlerden yalnızca bugün en tanınanları..
Aliye Berger'in gece geç saatlerde eve geldiğinde içeri girmek için kullandığı merdiven yıllara rağmen hala camın kenarında bekliyor.
Bedri Rahmi'nin odasını resmettiği tablodaki hüzün artık Narmanlı'nın üzerine çöküyor.
Ahmet Hamdi'nin "Huzur'da" anlattığı Narmanlı onun da dediği gibi özünü yitirdi, gidiyor...
Hadi onlar bizleri terk etti...
Peki ya bugünkü sakinleri? Bizimle röportaj yapmadan evvel bize saygısından yepyeni kot pantolonunu etiketiyle gidip giyen Ahmet abi.. Beyoğlu noteri... Yüzlerce kedisi...
Tek söyledikleri; "Burası cıvıl cıvıl çok güzel bir yerdi..." Şimdi, içeriye adım atmak için yürek istiyor.
İçine girebilmek için ne taklalar atmıştık oysa ki.. O bakla sofa nohut oda bölmeler, iki kişi aynı anda yürüsen çökecekmiş hissi veren koridorlar.
Yıllardır yılmadan küçüle küçüle tek odaya hapsolmuş terzi Agop.
Sevmesem de Lotocu bile artık yok olacak.
Narmanlı Han yıllardır hiç kılımızı kıpırdatmadığımız için onu hiç önemsemediğimiz için satıldı.
Rivayete göre, o her gün hasretinden kahrolduğumuz bir alışveriş merkezi yapılacak.
Ne kadar da isabetli bir karar! Koskoca İstiklal caddesine sadece bir alışveriş merkezi yeter mi?
Biz geçmişe özlem duyacağımıza, yüz adımda bir hamburger yemezsek halimiz ne olur?
İyi ki tavanından, koridoruna, kedilerinden, tozlu eşyalarına kadar her anını aldık arşivimize, kazıdık zihinlerimize. İyi ki duyarlı yetiştik gelecekten çok geçmişe.
Şöyle demişti Tanpınar...
"Ya işte böyleyiz, bir rüyadan arta kalmanın sonu budur...." Kedileriyle, bir avuç görevlisiyle Narmanlı Han, o canım bina...artık kaderini bekliyor.
