3 Aralık 2012 Pazartesi

Şey..Annem Gönderdi

Belki de en büyük imtihandı bu...
Ne var ki? Kapıyı çal, gözlerine güler yüzle bak.
Yok yok yapamam.
Ya yaramaz çocukları çıkarsa kapıya?
Ya yaşlı teyzeleri açarsa?
İstemedim.
Yapamam.

Yaza gelince ayrı dert; babaannem aynı misyonu yüklüyor.
Kışa gelince ayrı dert apartman dolan dolan bitmiyor.

Krem karamel yapıp dağıtırsan olmaz nedense bu muhabbet.
Tuz- kahve almak için kapıya gelmeye benzemez.
İadeyi ziyareti de var bu işin. Kaplar dolup geri geliverir.

Yıllar yılı hep aynı alışveriş, hep aynı keyif.
Bugün de yine aynı koku...
Yine aynı curcuna öncesi sessizlik..
Yıllar öncesine götürdü beni.

Merhaba, Şey... Annem gönderdi de
Annen kim senin, kimin kızısın diyen olmazdı.
Olursa da o yabancıdır, yenidir buralarda.
Ne de olsa, biz bu binada doğduk!

Hicri takvime göre Muharrem ayının onuncu günü yapılıyor.
Bana göre; zamanı takip edilemeyen, kilo kilo yediğim, en sevdiğim ve tek sevdiğim kaşıkla yenen tatlı.

Kimilerine göre bereket.
Anneler için büyük bir yarış.
Bu sene anneannen pek becerememiş, halan çok güzel yapmış. Teyzen yine döktürmüş muhabbeti...

Evlenecek kızı olanların mutlaka yapması gerektiğini söyleyen de var.
Yapmak yerine bağış yapan da.
Sevmediği için Dr Oetker'in kapısını çalan da..

Çeşitliliğin simgesi derdi babaannem.
Üzümle narı aynı anda yemezsin.
Nohutla, pirinç, fındıkla ve cevizle neden buluşsun ki aynı kapta?
Buluşuvermiş işte.
Yeşil- sarı- siyah- kırmızı her renk var mübarek.
Mis gibi de kokar ev..

Annem gönderdi diyecek yaşı da geçtik.
Kapı kapı dolaşacak vakit de kalmadı.
Günler torbaya, akşamlar uykuya gömülür oldu.

Yine de tadı başkadır. Aşure candır!


Sosyalleşmemi borçlu olduğum aşure tabakları bu yıl neşe ile dolsun.

Onca hikayeyi barındıran...

Bu nefis tatlı ile; mutlu ve bereketli bir hafta bizim olsun!