Bugün bizim ev halkı için zor bir gündü.
Dedemin 1 Nisan şakası yapıp aramızdan ayrılmasından bu yana tam 3 yıl geçivermişti. Bir araya geldik hepimiz. Gözlerimiz buğulu baktı, hiç aklımızdan gitmeyen hatıralarla dedemi andık.
Böyle günlerde dualar iyi dileklerle birleşiveriyor hep.
Mutluluk diliyoruz, sağlık istiyoruz.
Huzur istiyoruz. Korktuğumuz her şeyin başımıza gelmemesi için ne varsa aklımıza gelen söyleyiveriyoruz.
Zihnim; benim için yarın başlayacak Film festivali maratonuma geldi, iyi dilekler deyiverince.
Hiç bir zaman sıradan bir hobi olmadı sinema benim için. Canbert'in hayatındaki önemi kadar tutku boyutuna ulaşmadı ama hep var oldu. Hep takip ettim gücüm el verdikçe.
Bu yıl gideceğim filmleri seçerken de yine iyi yönetmenlerin ve yine duygularımın esiri oldum.
Yarın festival maratonu benim için Hirokazu Kore-eda'nın "Bir Dilek Tuttum"'u ile başlayacak.
Sinema okumuş veya sinema tarihini takip edenler mutlaka bilir üstadı.
2004 yapımı “Nobody Knows – Kimse Fark Etmiyor” isimli yürek burkan filmi ile tanıdım onu. Çok ağladım izlerken Akira'nın kardeşlerini büyütme çabasını izlerken.
Yarın da büyük ihtimalle aynı hislerim geri gelecek.
Bu kez Kore-eda anne babası boşanan iki kardeşin aileyi bir araya getirme çabasını yansıtacak perdeye.
Filmden sonraki izlenimlerim ve filmin bende yaratacığı tek bir duygudan çok eminim.
Kardeş sevgisi.
İnanın bu hayatta, kardeşinizden aldığınız güçten daha büyük bir destek olamaz.
O olmazsa sanki hiç bir şey olmaz gibi gelir hep bana.
O gülünce gülebilirim ben.
Onun canı acırsa, benim sinirim bozuktur. Hissederim.
Kardeşinizi sevmenin de ötesinde, ona canınız gibi bakın.
Kardeş aile demek, can demek.
Benim için ise Sinan demek.
Haydi bugünün mutlu dileği de tüm kardeşlere gelsin!
